Dün gece yine inanılmazdı bizi için, çok detaya girmeme gerek olduğunu zannetmiyorum çünkü 5-1 herşeyin özetidir, söylemek istediğim iki üç ufak şey var sadece;
Birincisi Fernando Muslera. Sezon başında geçen Buffon, Kameni, Van Der Sar, Romeo, Doni gibi isimler arasında çoğu kişinin en az tanıdığıydı Muslera, benim değil. Muslera ismini duyduğumdaki heyecan hiçkimsede yoktu, hastası olduğum Newcastle United'ın eski kalecisi Given bile söylense heyecanlanmazdım o kadar. Çünkü İtalya Ligi'ni takip eden biri olarak Muslera her zaman en çok beğendiğim kalecilerdendi, biz anlaştıktan sonra Copa America'da özellikle Arjantin maçını izleyenler anlamıştı bizi nelerin beklediğini, inatla anlamamak isteyen, sürekli ücretini konuşan, her fırsatta yediği golleri gösteren NTVSPOR dışında sanırım. Ama o herekse cevabını bu sezon verdi, kalesinde 14 gol gördü, neredeyse 12 sinde yapabileceği hiçbişey yoktu.Takımın başarısının en büyük nedenlerinden biridir bence Muslera, çünkü tüm takım güveniyor ona, hani bir laf vardı, "Sahada takım arkadaşarına sırtını dönmeyen tek oyuncudur kaleci" diye, çoğu zaman sahada olduğu halde sırtını dönen kalecilerden farklı işte. Aman nazar değmesin.
İkincisi sezon başında herkesin eleştirdiği Milan Baros. Maçları oturup sadece TV den izleyen, canlı canlı izlemeden, onun ne kadar koştuğunu, ne kadar çırpındığını görmeden ve hırsını anlamayan birkaç mahlukat televizyon kanallarına çıkıp, Baros Galatasaray'a yakışan forvet değil, kaldıramıyor tarıznda yorumlarda bulunup, hergün onun yerine yeni forvet isimleri yazıp sürekli ona salladılar. Ama şans verildiğinde neler olduğunu herkes gördü, Baros ilk geldiği sezondan bile daha iyi gidiyor, Elmander ile uyumu inanılmaz, bu şekilde devam ederse Galatasaray'ı şampiyon yapacak gollerin büyük bölümünü üstlenir, şanssızlıklardan bir türlü yakasını kurtaramasa da, o her sahaya çıktığında elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıp terinin son damlasına kadar savaşıyor. Karabük maçının son dakikalarda Fifa 12'de sıkça gördüğümüz sakatlanmalardan yaşadığında, 5-1'e ne kadar sevindiysem ona da o kadar üzüldüm, ama 2-3 hafta uzak kalması(4-5 ay gibi bi süreden söz edilirken) biraz olsun içie su serpti. Ama o aslan en kısa zamanda iyileşip, Elmander'in yanına gelip gollerine devam eder, ona da söylemeden geçmeyelim; Aman nazar değmesin.
Son nokta ise takımdaki yabancıların uyumuna, geçen sene bir türlü ısınamadığımız Zapata, Stancu gibi yabancılardan sonra bu sene Eboue, Melo, Ujfalusi gibi tecrübeli yabancılara bir hayli kolay ısındık ve çok sevdik, gerek takım arkadaşları ile olan uyumluluğu gerek her fırsatta Galatasaray'ı ne kadar sevdiklerini belirten Melo, maestro görevini iyi üstlendi, yanınada Türkiye'nin en iyi orta sahası Selçun İnan( amam şaşı olan fenerliyle karıştırmayalım) geldiğinde neler yapabildiğini bu sezonki oyun anlatıyor, onlara da Aman nazar değmesin.Bu arada geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz Fenerbahçe'nin efsanesi Lefter Küçükandonyadis'e Allah'tan rahmet, ailesi ve sevenlerine ve Fenerbahce'ye başsağlığı diliyorum, Mekanın cennet olsun Lefter, Metin'e selam söyle.



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder