30 Ekim 2011 Pazar

Kayserispor 0-2 Galatasaray

  Galatasaray, iki maç sonra 3 puanı 2 golle aldı. Çok zor bir deplasman olan Kayseri'de Galatasaray, aksini düşünenleri yanıltarak iyi bir oyun sergiledi. Aslında bu maçla ilgili konuşulması gereken 3-4 önemli konu var.

   Birincisi hakemler. Antalyaspor deplasmanındaki 0-0 biten maçta başlayan insanı delirten hakem hataları, evimizde 2-4 kaybettiğimiz Gaziantepspor maçında en yüksek seviyeye çıktı ve bizleri adeta çılgına çevirdi. Gerek Servet'in saçma kırmızı kartı, gerekse Sabri'ye verilen salakça faul, Galatasaray'ın oyununa çelme takmaya çalışanları amacına ulaştırdı. Galatasaray o maçı 4-2 kaybettiği halde hepimiz oyundan memnun ve takıma inançlı terkettik stadı. Ve bu bariz hataların üzerine MHK hatasını kabul etti ve özür dilercesine en iyi hakemlerimizden Cüneyt Çakır'ı Kayserispor maçında görevlendirdi. Galatasaray'da bu sayede nasıl oynadığını izlettirdi.

   İkinci önemli konu bu zor deplasmanda alınan galibiyet. Takım seromoniden başlayarak inançlı olduğunu gösterdi, Fernando Muslera önceki hafta yediği 4 gol için, ona sonsuz güvenen Galatasaray camiası hariç herkesin sadece zarar verme amaçlı sözde 'haberlerini' takmadığını sahaya çıkarken gösterdi. Sakat ve cezalılar sayesinde çekilen kadro sıkıntısında Fatih Terim, elindeki en iyi kadroyu sahaya çıkardı. Güvendiği isimlerden Yekta'nın sakatlanması ise tam anlamıyla şanssızlıktı. Galatasaray oyuna etkili başladı ilk yarıda 40 derece ateşe oynayan Elmander'in golü, 30 dakikadır geliyorum diyordu. İkinci yarıda doğal olarak yüklenen Kayserispor'a rağmen Galatasaray iyi oyununu sürdürdü ve 5 dakika süren rakip kaleye kurduğu baskı sayesinde Selçuk İnan'ın golüyle 2-0 lık galibiyeti aldı. Takım eksiklere rağmen üstün bir oyunla maçı kazanmasını bildi ve zor deplasman Kayseri'den 3 puan ve ikinciliği alarak döndü.





   Üçüncü bir konu ise malesef Aydın Yılmaz. Her sene basında çıkan Galatasaray şu oyuncuya karşılıık Aydın'ı bonservisiyle önerdi haberlerine hem sinirlenip hem üzülürdüm çünkü Aydın'a şans verilmesi gerektiğine inancım yüksekti. Ancak Aydın, Antalya maçından sonra Kayseri maçında da top yerine boşluklara yürüyerek tüm değerini kaybetti. Aydın Yılmaz, en çok etkili olabileceği dönemde şansını adeta harcadı. Adeta sevmediğim Ayhan Akman bile, aralarındaki 10 yaşa rağmen ondan fazla koşup çabaladı, Aydın Yılmaz, Galatasaray'da Ayhan'dan önce jübilesini yaptı.

   Dördüncü ve en önemli konu Semih Kaya! UEFA Kupasındaki Hamburg maçında stoper mevkisinde Semih yerine Kewell'ı kullanmayı seçmişti o zamanki teknik direktörümüz Bülent Korkmaz, sebebi ise genç olmasıydı. Belki o zaman haklıydı ancak geçen seneyi Kartalspor'da harika geçiren Semih, bu sezon önemli olacağının sinyallerini kampta vermişti. Semih Kaya, Kayserispor maçındaki performansıyla tüm Galatasaray taraftarlarına derin bir oh çektirdi. Yıllardır genç Türk stoper arayan Galatasaray, kendi içinden çıkardığı yıldızını kazanmış oldu. Semih Kaya adeta hatasız oynadı. Eğer gelecekte yapacağı birkaç hataya sabır gösterilirse, yeni Bülent Korkmaz'ımız olacaktır.

   Kayserispor maçında sadece 3 puanı değil Semih Kaya'yı da kazandığı için Fatih Terim'e de sonsuz teşekkürler. Bu maçla birlikte seri yakalayıp, asıl yerimiz olan zirveyi yakın zamanda alacağımıza inancımız sonsuz şekilde haftaya Ali Sami Yen'de rakibimizi bekliyoruz.

3 Ekim 2011 Pazartesi

Ankaragücü 0-3 Galatasaray --- Asvel 63-71 Galatasaray

   Bizler için kabus gibi geçen son 2-3 yılın ardından, Galatasaray futbol takımı adeta yeniden doğuyor. Her maç daha da ileriye taşınan oyun taraflı tarafsız herkese zevk veriyor. Fatih Terim, Galatasaray ruhunu geri getirdi.

   Dün gece Galatasaray, 1.5 sezondur yenemediği Ankaragücü takımına konuk oldu. Ancak biz maç başlamadan öyle güçlü bir inanca sahiptik ki, kimsenin aklından 'acaba' kelimesi geçmiyordu. Yaptıklarımız yapacaklarımızın işaretidir felsefesiyle Galatasaray'ımız bize Eskişehirspor karşısında neler yapacağının mesajını vermişti.

   Galatasaray yine rakibini ısırarak başladı maça. Hafta içi Fatih Terim'in uyarılarından sonra takım rakibi orta alanda çok sıkı karşılayarak rahat gelmesini engelledi. İlk dakikalarda 'verse bişey diyemezler' tarzı bir pozisyonda Selçuk, defansın müdahalesi ile yerde kaldı ancak hakem devam ettirdi. Ardından Ankaragücü'nün tek pozisyonu gerçekleşti 10. dakikada ancak Muslera geçit vermedi.

   Galatasaray yaklaşık 4 sezondur gerek kaleye yakın frikikler, gerek ölü top dediğimiz uzak frikiklerden gol bulmakta sıkıntı çekiyordu. Ancak Selçuk İnan, bu sıkıntıyı adeta yok etti. Melo Ankaragücü yarısahasının tam ortasında yerde kaldı, topun başına Selçuk geldi ve Galatasaray taraftarı gol diye fırlamak için hazırlandı. Beklenilen oldu ve Selçuk harika bir orta keserek Rajnoch'a hata yaptırdı ve böylece 3000.golü atan Jan Rajnoch, Galatasaray tarihine geçti :) . Galatasaray atakları bundan sonrada devam etti. Uzun zaman sonra Galatasaray bir kontra ataktan golü buldu. Kendi ceza sahamız dışında Engin topu rakipten kaptı ve Selçuk ile verkaç yaparak orta sahaya geldi. Selçuk onun yanına giderek topu aldı ve sağdan bindiren Kazım'ı gördü. Kazım ise çaprazdan çok sert vurarak topu kalecinin uzanmakta güçlük çektiği köşeye adeta astı, 0-2.

   İkinci yarı birinci yarıya göre daha çok topla oynayan bir Galatasaray izledik. Engin-Selçuk ikilisinin ortaya  koyduğu futbol inanılmazdı. Ardından yorgunluklar göze çarptı ve önce Riera-Eboue, ardından Engin-Baros değişiklikleri takımı dinç tuttu. Baros yine Selçuk'tan gelen pasla ceza sahasına yöneldi, vurabilirdi ancak o yine profesyonelliğini konuşturarak rakibi zorlayıp penaltı yaptırdı. Ardından kendi penaltısını gole çevirerek ilk golünü attı, 0-3.

   İlk 4 hafta sürekli eleştrilen Baros, sahada cevabı çok güzel verdi. Karabük maçında girer girmez yaptırdığı penaltı ve dün geceki penaltısı onun kalitesini gösterir nitelikteydi. Baros-Elmander-Sercan forvet triosu bu sezon Galatasaray'a çok faydalı olacak isimler. Basının tarafsız(!) şekilde her fırsatta eleştirdiği Kazım, Engin Baytar ve Baros'a güvenen Fatih Terim emeğinin ve güveninin karşılığını aldı.

   Galatasaray taraftarı desteğini Ankarada'da yaklaşık 2.100 kişi ile sürdürdü. İki hafta sonra Arena'da oynanacak maçı ben dahil tüm taraftarlar iple çekmeye başladı.

   Takımdaki arkadaşlığıda unutmamak gerekir. Son derece sıkı çalışan takımımız, arkadaşlık olarakda birbirine sıkıca kenetleniyor ki bu da takım ruhunu sahaya yansıtmamızı sağlıyor. Fatih Terim'in getirdiği bu inanç tüm takımın kenetlenmiş durumda olmasına çok yardımcı olmuş.

   Dün geceyi bizim için bayrama çeviren bir başka olay ise Galatasaray Basketbol Takımının deplasmanda,12.000 taraftarı önünde Asvel'i 71-63 mağlup ederek Euroleague'e katılma hakkını kazanması oldu. Çok istediğimiz o son Eurleague biletini alnımızın teriyle kazanmak bizlere gurur duyurdu. Bu sene basketbol takımımızda sonuna kadar hakettiği desteği fazlasıyla alacaktır. Bu arada Habertürk gazetesi yazarlarına ÖĞRETMEK isterimki Yenilmez Armada GALATASARAY BASKETBOL TAKIMININ LAKABIDIR!

   Bizim hep söylediğimiz bir laf vardır: Sefasıda bizim, cefasıda! Biz bu sene Galatasaraylı olmanın gururunu sonuna kadar yaşıyoruz. Gerek şike olaylarına karışmamış olarak, gerekse geçen sene kötü hale rağmen takımımızın yanında olup, sadece iyi gün taraftarı olmadığımızı gösterdiğimizden. Galatasaray her alanda bizleri mutlu ediyor ve etmeye devam edecek.

26 Eylül 2011 Pazartesi

Galatasaray 2-0 Eskişehirspor

   Yaz tatilinde yazmadığım bloga tekrar döndüm. Bunun böyle bir gecede olması ayrı güzel.Yüzlerimiz gülüyor!
   Bu gece 'gerçek' Galatasaray'ı izledik. Ligin başlangıcında Olimpiyat Stadı'nda kaybedilen maçta aslında takımın oyunu umut vermişti. Ardından gelen 3-1 lik Samsunspor galibiyeti taraftarı tatmin etmemişti. Karabük maçı ise Bünyamin Gezer'in katkıları ile tam bir faciaya dönüşmüş takım 1-1 e yatacak kadar etkisiz olmuştu. Ancak bu gece Galatasaray bu sezon ve önceki 2-3 sezonu tamamen unutmuş gibi çıktı sahaya.

   Yönetimin uçuk bilet fiyatlarına rağmen stadın %60 ını dolduran taraftarlarımız takıma inandığını maç öncesinden belli etti. Takımımızda bunun hakkını vererek oynadı. Bugün sürekli pres yapan, ısıran bir Galatasaray vardı. Orta sahada Engin Baytar sanki 10 yıllık Galatasaraylı gibi kendine güvenerek oynadı. Selçuk geçen seneki formundan uzak olsada elinden gelenin en iyisini yaptı ve her geçen gün performansını arttırmaya devam ediyor.

   Melo'ya ayrı bir paragraf gerek. O yine takımın en iyisiydi, hem defansif hem ofansif anlamda takımı sırtladı. Hırçın ve istekli futbolu, klası, defansı, pasları, her hareketi olumlu yönde. Taraftarların sevdiği yapıda hırçın, sürekli rakibi zorlayan ve takımını ateşlemeye çalışan bir futbolcu. 10 numara kavramımıza biraz ters düştüğünü düşünmüştüm ancak ne kadar hakettiğini her maç gösteriyor. 4 haftada 3 gol bir ön libero için bişeyler ifade eder. Bizim gönlümüzde şimdiden taht kurdu, umarım bu performansı gelecektede devam eder.

   Galatasaray takımının en büyük sorunlarından biri defans hattı. Gerek Servet, gerek Gökhan Zan bizlere hiçbir maçta rahat maç izlettirmiyor. Gökhan yine 3 kritik hata ile 3 kaleci ile karşı karşıya pozisyon verdi. 24.dakikada attığı gol ona biraz daha güven versede Ujfalusi, Gökhan'ın arkasını topladı adeta. Aykut bugun iyi olsada hala tam güven vermiyor. Eskiden yaptığı hatalar hala gözlerimizin önünde. Sabri topu ayağından aşma sorununu atlatırsa çok iyi olacak. Defansta geçen seneye göre siyah-beyaz gibi olan Hakan Balta bugün yüzümü güldürmedi değil. Kanatlarda Riera ve Kazım adeta kusursuz oynadı, özellikle Kazım'ın defansa yardım etmesi takımı çok rahatlattı. Forvette Elmander elinden geleni yapsada tek forvet oynamak çok zor olduğundan pek varlık gösteremedi. İstediği pozisyonları bir türlü alamadı. Yanına Baros'un gelmesi halinde çok can yakar. Baros tüm eleştirilere rağmen Elmander ile çift forvet oynadığında herkesin sesini kesecektir.

   Ayrıca ilginç bir istatistik gözüme çarpmadı değil. Fatih Hoca K.Karabük maçından sonra takımımızın toplam 2 faulle oynamıs olması üzerine daha sert futbol oynaması gerektiğini belirtti be bugun Galatasaray 21 faulle oynadı.

   Sezonun ilk maçından beri henüz 3 maç oynamış olmasına ve takımın sil baştan yenilenmiş olmasına rağmen durmadan, ısrarla eleştiren yazarlar bu gece ne der bilemiyorum. Bu takıma zaman verilmesi lazım ancak onlar sürekli iyi niyetli(!) bir şekilde eleştirme peşindeler. Hatta sırf eleştirmek için CNN TÜRK'te Melo'nun gol sevincine dahi edilmedik laf bırakılmaması Türk basınının ayıbıdır.




  Bu akşam tüm Galatasaray taraftarları (ben de dahil) takımlarından memnun ve mutlu şekilde evlerine döndü. Özlenen o hırçın Galatasaray geri gelmeye başladığının sinyallerini verdi ve bu geceyi bizler için güzel kıldı.

31 Mayıs 2011 Salı

Yuvadan Uçanlar

   Geçen seneki inanılmaz kötü tablonun ardından bu sene yeni bir kadro kurmak için kolları sıvayan Başkan Ünal Aysal'ın ilk işi kadroyu temizlemek oldu. Yeni alınacak yabancılar için kontenjan açmaya çalışılıyordu ve Terim ile görüşüldükten sonra Barış, Zapata, Kewell, Neill ve İnsua ile yollar ayrıldı. Aslında Barış ve Zapata'nın gidişleri yüzlerimizi güldürmüştü ancak bu sabah bizleri derinden üzen haberler geldi. Kewell, Neill ve İnsua ile yollar ayrıldı. Üç oyuncuyada ayrı ayrı değinmek istiyorum;

   Harry Kewell: Geldiğinde tüm Galatasaraylıların yüreğini hoplatmıştı. Premier Leauge tecrübesini en çok taşıyan oyunculardandı ki gelir gelmez bunu takıma yansıttı. İlk resmi maçı olan Kayseri maçındaki performansını, Bordeaux'u yıkan o "Ne seksendokuza ne doksanbire tam doksana tam" diye spikerin haykırdıgı durumu 2-1'e getiren golü hangi Galatasaray'lı unutabilirki? Penaltılardaki üstünlüğünü, sahadaki asil duruşunu, gerektiğinde stopere geçerek elinden geleni yapan, "My name is Harry Kewell, Kewell from Galatasaray" şeklinde kendini tanıtan, kaptanlığı gerçekten hakeden bir oyuncu kalbimizdeki yerini asla kaybetmez. Onun ayrılışı gerçek anlamda üzücü ir olay bizler için. OZ Büyücümüze gelecek hayatında başarılar diliyorum ve zor gözüksede onu bir yıl daha takımımla izlemeyi istiyorum.


   Lucas Neill: Geçen sene devre arasında o geldiğinde Premier Leauge'i benim gibi takip edenler gerçekten çok heyecanlandı, tabi bende. Çünkü o sonuna kadar savaşan, topu rakibinden alabilmek için her şekilde direnen inanılmaz karakterli bir futbolcu. Ayrıca kıvrak zekasınıda hiçe saymamak lazım. Kendine yaptırdığı fouller, rakibi ofsayta düşürmeleri, arkasında iki rakip oldugunda aut atısında topu ceza sahasından alıp atısı tekrarlatması hala gözlerimin önünde :). Kendi milli takımında da kaptanlığa yükselmiş bir oyuncu. Galatasaray kaptanlığını tıpkı Kewell gibi gözü kapalı verebileceğimiz bir oyuncuydu. Ancak onu 1.5 sene izleme şansımız oldu. Gitmesinin saçma olduğunu düşünüyorum ancak Fatih Hoca'nın planlarına sayım sonsuz onada futbol hayatında başarılar diliyorum keşke oda kalabilse tıpkı Kewell'ı, Insua'yı istedigim gibi..


   Emiliano Insua: Liverpool'dan kiraladıgımız sol bek oynayan Arjantinli yıldız. Onu kaybetmekte yanlıstı o fırsat buldugu her maç elinden gelenin en iyisini yapmaya çalıstı çogu zamanda basarılı oldu ancak gerek medya gerek bazı taraftarlar(!) onu yerden yere vurdu.  O her fırsatta bizimle devam etmek istedigini söylesede ne Rijkaard nede Hagi ona fırsat vermedi. Fatih Terim'de onu gerekli görmedi ve bence 22 yaşındaki genç sol bek Galatasaray'ın o mevkideki sıkıntısını uzun yıllar dindirebilecekken erkenden gönderildi. Elimizden ancak beklemek geliyor. O nedenle sadece bekliyoruz, Şimdilik!

Galatasaray Cafe Crown!

   Hepsi birer aslan onların. Ellerinden geleni yapıyorlar taraftarı her maç kahreden futbol takımının açıklarını kapatmak için. En iyi sezonlarını geçiriyorlar. Bu sezon futbol takımından çok desteklendiler. hakettilerde. Elimizden geldiğince her maçlarında orada olmaya çalışıyoruz bizde.
 
   Dün gecede inanılmaz bir zafer yaşattılar bizlere. Finalde fenerbahce'nin rakibi olabilmek için mutlak galiiyet parolasıyla çıktık dün gece Banvit karşısına. Onlar sahada biz tribünde inanmıştık alacağımıza, aldıkta! Böyle bir atmosfer Fenerbahce macında bile yoktu dersem yanlıs olmaz sanırım. Tum taraftarlar yuregini koyarak bağırdı dün gece. Sahadaki aslanlarımızda bizim desteğimzi karşılıksız bırakmadı. Özellikle Shumpert ve Tutku maçı kazanmak için çok çabaladı ve anlının terinin karşılığını galibiyetle alarak hem durumu 2-1 e getirip final kapısını aralamamızı hemde desteğimizi boşa çıkarmamamızı sağladı. Dün gece hepimiz boğazlarımızı yırtarcasına bağırdık. Evet herşey çok güzel ancak birşeye değinmeden geçemeyeceğim. Tribünlerimizde her maç olduğu gibi kavgalar olamaya devam etmekte. artık saçmalık derecesinde olaylar olmaya başladı ve sinirlerimize ister istemez dokunuyor. Kendilerini ağa sanan amigolar herkese ahkam kesiyor ve huzuru bozuyor. artık bunlara dur denilmeli bence. Yinede herşeye rağmen kazanmak güzel. Potanın aslanları hakettiği sonucu aldı dün gece: 73-61!

25 Mayıs 2011 Çarşamba

Yeniden Başlıyoruz !

Tam 1 aydır uzaktım buralardan. Ehliyetti işti derken baya aksadı. Neyse konuya gireyim artık yazılacak çok şey var.

  Öncelik tabiki Galatasaray'ımın. Bizim için tam bir kabus olan bir sezonu son 3 maçıda alarak bitirdik buda yüzlerimizde ufak birer tebessüm bıraktı. Ardından yeni başkanımız Ünal Aysal önce Fatih Terim'i ardından da o hafta boyunca konuşulan isimlerden Johan Elmander'i açıkladı. Bizimde yüzümüzdeki tebessümler gülücüklere dönüştü. Ardından etrafta çok konusulan hergün bir gazetenin açıkladıgı Drogba Galatasaray'da! haberleri bizi giderek heyecanlandırdı ve heyecanlandırmaya devam ettirmekte. Ancak bugün efsanelerimizden Hasan Şaş'ın becerisi sayesinde Türkiye'nin en iyi genç orta saha oyuncularından Selçuk İnan'ı beş yıllığına aldık. Bence bu ilaç gibi gelmiştir tüm Galatasaray'lılara. Şimdilerde Buffon, Drogba, Kallstrom gibi oyuncuların açıklanmasını bekliyoruz. Bu arada Galatasaray CC Basketbol takımımızıda es geçmemek lazım. Beşiktaş'ı 3-0 mağlup ettikten sonra bugun Banvit'i yenerek seride 1-0 öne geçtik. Devamını bekliyoruz.

   Üzücü bazı olaylarda olmadı değil. Aralarında en kötüsü Trabzonspor'lu Drago Gabric ülkesinde geçirdiği trafik kazasında ağır yaralandı ve bilinci kapalı halde hastanede yatmakta. Kendisinede acil şifalar diliyorum.

27 Nisan 2011 Çarşamba

Real Madrid 0-2 Barcelona

Evet az önce gerçekten çok keyifli bi maç izledim. 5-0 rövanşında ligde Real Madrid'in sahasında oynanan 1-1 lik maçta hiç keyif alamadım final maçındaki 1-0 lık macta onun gibi durgundu. Bu aksam icin umutluydum ve bekledigim oldu. Barcelona özüne döndü yine %79 luk topa sahip olma oranıyla beklenen tadi verdi. goller her ne kadar geç gelsede her izleyen keyif aldı. Dün basın toplantılarıyla gergin geçecegi belli olan maç aslında çokta sakindi ilk yarıda. Ne olduysa ikinci yarıda oldu. Spikerlerin taraflı anlatımı biraz rahatsız etsede Barcelona futbol takımı Guardiola'nın söyledigi gibi herşeyin cevabını sahada verdi. Messi,52 golle sezonda atılabilecek en fazla gol rekorunu geliştirdi ve dahada geliştirecek gibi. Barcelona pekte zorlanmadan Real'i 2-0 la geçerek adını finale yazdırdı demek yanlıs olmaz sanırım. Bu arada hala Ronaldo-Messi kıyaslaması yapn insan varmı bilemiyorum :) Sonuç olarak Real Madrid 0-2 Barcelona :)

Birşey daha eklemek önemli sanırım :) dün gece bir diger yarı final karşılaşması oynandı. Schalke 0-2 Manchester United. Hepimizin bildigi gibi Türk Hava Yolları hem Manchester United'ın hemde Barcelona'nın sponsoru. Finalde onlarada çok iş düşecek gibi :)

3 hafta önce 18 günde 4 El Clasico diye heyecanlanıyorduk şimdi ise sadece 1 kaldı. umarım o da tadından yenmez olur. 3 maçta 1 Real 1 Barça 1 berabere. bakalım dengeyi kim bozacak :)

25 Nisan 2011 Pazartesi

İnleyen Nağmeler

   Bugun inledi Abdi İpekçi. Galatasaraylılığımızı bozmadan takımımızın yanında olduk. Bugunde yine yalnızca Beşiktaş CT değil Federasyona karşı mücadele etti Aslan Yürekliler. Maçın birtane adamını seçmek olmaz ordakilerin hepsi maçın adamıydı, çünkü hepsi yüreğiyle oynadı. Oyundaki ezici üstünlük skordada kendi belli etti: Galatasaray CC 81-73 Beşiktaş CT. Ancak üzücü olan maç sonunda Sebo reis kalp krizi geçirdi. Onada en içten geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum. Ve tabi maçın başında olduğu gibi maç sonundada dilimizde bir beste vardı: İnleyen nağmeler ruhumu sardı, bir rüyaki orda hep şarkılar vardı. Uçan kuşlar martılar...

   Maçtan sonra Ali Sami Yen Stadı'ndan birer hatıra alalım dedik. Ne iyi etmişiz. Sarı kırmızı boyalı molozlarından alındı. Tabiki ona sonkez bu kadar yakın olmak, onun tüm dünya tarafından çekinilen "Cehennem" adı verilen tribünlerinin yerinde moloz yığınları görmek kadar kalbi burkan bişey olamazdı.

   Bir maçı daha geride bırakırken akılda kalıcı anlar bunlardı işte. Tabi ne kadar anlatsam az çünkü Galatasaray'la ilgili herşey "anlatılmaz yaşanır." cinsinden. :)

24 Nisan 2011 Pazar

Blog'a giriş :)

Eveet. Twitter'daki #blogumadokunma olayıyla adını duyduğum ve arkadaşım sayesinde aşina olduğum bloga giriş yazısı. Hadi bakalım bunada el attık daha neler bekler bizi :) Yoğunluk Galatasaray'ım olur şimdiden söylemesi :)